Anı yaşa: Stoacılık, Marcus Aurelius ve Kendime Düşünceler.

Anı yaşa: Stoacılık, Marcus Aurelius ve Kendime Düşünceler.

Bu kitap hayatımda etki eden kitaplar arasında baş sıralarda. Özünde Stoacılık denen çok öz bir akımın günümüze gelmiş hali. Stoacılık’ın özü ise “Anı yaşa” sözü üzerine kurulu. Önce büyük imparatoru tanıyalım.

Marcus Aurelius, yeryüzünün gördüğü gelmiş geçmiş en güçlü hükümdarlardan biri. Roma’nın en güçlü döneminde tarihin en muktedir ve bilge imparatorlarından biri olarak uzun süre hüküm sürdü. Evet Gladiator filmindeki imparatordur kendisi. Onu özel kılan ise böyle bir güce rağmen gösterdiği büyük mütevazilik ve bilgeliktir.

Felsefesine gelirsek, özünde stoacılık bir Yunan felsefesidir. Roma’nın ünlü düşünürü Seneca gibi Aurelius da onu Roma’da hakim kılmıştır. Hristiyanlığın tanınmasıyla bu öğreti Roma’dan silinmiş ve bugün bile ancak arayarak bulunabilir hale gelmiştir.

Kendime düşünceler adlı eserinde ise imparator şu konseptler üzerinde durur.

1- Ün, şan ve şöhret ve güç peşinde koşmayın. Bunlar geçicidir. Adı bugüne kadar gelen böyle muktedir bir imparatorun ün üzerine düşünceleri ders niteliğinde. Bunun yerine başarı ve başarılı olmak için çalışın.

2-Sadece halka ve topluma hizmetin değeri vardır. Başkalarına hizmet edin. Almak değil vermektir ebedi mutluluk.

3-Arzuların esiri olmayın. Arzular açlığı kısa süre giderir ama sonra uzun vadede sizi madde bağımlısı gibi köle yapar. Uyuşturucu, kumar, seks, alkol gibi her türlü bağımlılık bunun sonucudur. Kendinizden kaçarsınız, gelecek ve geçmişte sıkışırsınız. Beyninizdeki bu işkenceden kurtulmak için hazların peşine düşersiniz. Arzuya ulaşınca o an tatmin olursunuz ama sonra açlık daha da derinleşir. Yeni bir arzu peşine düşersiniz. Kendinizle barışmadığınız sürece bundan kurtuluş yok.

4-Anı yaşa. Beyniniz geçmişte ve gelecekte takılı kalmıştır. Bu düşünceleri siz kontrol etmezsiniz. Kendiliğinden düşünürsünüz. Sizi bilge kılacak şey ise anda kalmaktır. Anı yaşamak. O an neredeyseniz, zihninizi kontrol edip sadece ona odaklanın. Başka türlü özgürleşemezsiniz.

Ben bu son adımda kaldım. Farkettim ki, araba kullanırken, ya geçmişi ya da geleceği düşünüyorum. Ya geçmişteki acılar zihnimizde, ya da geleceğe umutla bakan hayaller. Bu düşüncelerde bizim seçimimiz değil. Aklımıza gelivermişler. Özgür irade değil. Ve hep aynı kalıp cümleler:

Çocuklar büyüyünce rahat edeceğiz, Nisan bitsin, spora başlıyorum. Dertlerim bitecek, hele şu sunumu bir atlatayım. Hayır! Beklemeyin, en mutlu an şu an. Dert ve tasa diye bir şey yok, sadece sizin olaylara bakış açınız var. TEM’de trafikte binlerce insan var, aynı trafikte kimisi zevkle şarkı söylüyor, kimisi ise sinirden çıldırıyor. Demek ki duygularımızı şartlar ve durumlar değil onları nasıl algılayıp yorumladığımız belirliyor.

Hepimiz aynı bataklıktayız ama bazılarımız yıldızlara bakıyor…

Siz anı yaşayabiliyor musunuz?

Kitap hakkında daha fazla bilgi için tıklayın:

Yazıyı hemen paylaşın

This Post Has 2 Comments

  1. Sisifosu tanrilar sonsuza dek, hergun, hic durmadan dev bir kayayi bir tepeye ittirmekle cezalandirir. Tepeye her geldiginde kayanin tepenin dibine geri yuvarlanmasini izler, ve asagi inip yeniden baslar ittirmeye. Sonsuza kadar yeniden, yeniden, yeniden… Albert Camus, Sisifos Miti kitabini “Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos’un mutlu oldugunu dusunmek gerekir.” diye bitirir. Hayatin absurdlugunu, kisir dongusunu, zorluklarini hissettigimiz anlari, Sisifos gibi yuzumuzde bir gulumsemeyle kucaklamak gerek. Ne cocuk yetistirmenin zorluklari, ne TEMde gecen saatler, ne gecmis ne de gelecek bizi deviremez degil mi sevgili yazar? Guzel yazilariniz icin tesekkurler.

    1. başarı senin

      Harika bir paylaşım, konuya bundan sonra bu perspektiften de bakacağım. Teşekkürler,

Bir cevap yazın

KAPAT